manga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2016 Pazar
Geçen hafta challenge'da koşar gibi yapıp 
son anda yatışa geçen bendeniz (temsili)


Yine merhaba!

Daha benim geçen haftaki hezimetin üstü soğumamışken yeni bir challenge daha yapıyoruz!

Yarından itibaren 2 hafta boyunca manga çeviri maratonuna giriyoruz!

Bu sefer 6 (yazıyla altı) kişiyiz! 

Birbirimize destek olalım dedik ve bu challenge'a hep beraber başlıyoruz!

Katılımcılar:

Bendeniz, ilham kaynağım HF'den Roromiya, Mavi Manga'dan ise Zakkyliar, Livanem, TheDirectEco ve Farrelleda!

Hepimiz hevesliyiz, hepimiz hırslıyız! (yani, ehm...)

Bizi yalnız bırakmayın!

Pano linklerimiz aşağıda, siz de buradan üye olup bizi dilediğinizce yorumlarla dürtmeye gelin lütfen!

Buyrun panolarımız:







Mavi Manga'nın konuyla ilgili günceli de burada tık tık!

Görüşmek üzere, bize şans dileyin!
küçük harf büyük harf diyince
  aklıma direkt bu muhteşem ikili geldi :*

Soğukların devam ettiği bir İstanbul gecesinden daha merhaba.

Ufak ipucumu mümkün olduğunca kısa bırakıp gideceğim çünkü hazırlık yapmam gereken bir challenge'ımız var. Ona ayrı postta yazacağım.

Bu ipucumuzda neyi işleyeceğiz sorusunun cevabı:


"Ne var bunda?" diye düşünüyor olabilirsiniz. Fakat bu ince ayarı bilmeyen ben dahil birçok kişinin, uzunca bir süre yazıyı Word'e atıp, büyütüp, sonra Photoshop'a yapıştırdığını biliyorum.

Başlayalım.

Şimdi küçük harflerden oluşan yazımızı kopyalayıp photoshop dosyamıza yapıştıralım.

Normalde herhangi bir şekilde ayar yapmazsanız böyle görünüyor.


Şimdi ben bu yazıyı komple büyük harfle görmek istiyorum.
Malumunuz mangada lazım oluyor.

Şu aşağıdaki resme dikkat. 
Yazımızın katmanı (layer) seçiliyken, resimde sağ tarafta sarıyla boyanmış olan, "TT" yazan düğmeye basıyoruz. Artık böyle görünüyor.


Sanki bir şeyler eksik değil mi? Büyük "i" harflerinin noktaları yok. 
Sanki İngilizce alfabeyle yazılmış gibi. 

Şimdi bunu düzelteceğiz.

Aşağıdaki resimde sarıyla boyanmış yere tıklayıp "Turkish"i seçiyoruz.

Ve istediğimiz oluyor.


Yazımız artık tamamen büyük harfle ve Türkçe karakterlerle yazılmış durumda.

Hepimize kolay gelsin. ^^
24 Ocak 2016 Pazar

Sömestr tatilinin az trafikli bir pazar gününden merhaba. 

Bu sefer sevgili Roromiya'nın meşhur challenge'larından ilhamla buradayım.

Challenge ne be diyeniniz olursa, aslında Türkçe karşılığı "meydan okuma". 

Neden İngilizce'sini kullandığımı sorarsanız, maalesef meydan okumak tam bu anlamı vermiyor. Challenge artık bu konularda bir terim gibi olduğu için böyle devam edeceğim. TDK şapkaları kaldırıp getireceğine bunlara bir çare bulsun. 

Özetle bu challenge terimi nedir sorusunu cevaplarsak, kendi kendine bir süreliğine hedef koyarak kendi kendine meydan okuma aktivitesi. 

Bloggerlar bildim bileli bu tür şeylere kalkışır ve sonuçlarını biz okuyucularla paylaşırlar. Bunların en meşhuru kitap okuma challenge'ları. Örneğin bu ay 10 kitap okuyacağım der kişi, 1 ay sonra yapıp yapamadığını ve bu sürede challenge ile ilgili yaşadıklarının özetini aktarır. Bu ne işe yarar? Kişinin gaza gelmesine yarar, millete rezil olmayayım diye yapmaya söz verdiği işini yapmak için daha çok gayret etmesine sebep olur, hem kendine hem de benzer şekilde kendine meydan okumak isteyenlere de deneyim olur. Faydalı bir şey yani.

Roromiya da blogunda benzer şekilde "hayat challenge"ları yaparak bize ilham oluyor sağ olsun. Geçen haftaki Heterophobia Fansub güncelinde yazdıklarından sonra kendisinden challengelarından bahsetmesini de istedikten sonra kafamda ampül yanmıştı. "Neden manga çevirme challenge'ı yapmıyorum ben?" diye. 

"Ben" diyorum şimdilik çünkü hazırlamam gereken mangalar çok fena yığılmış durumda ve haftaya elim iş ve ev konusunda rahatlayacak. 

İşimde bu hafta zorlu bir rapor hazırlama sürecini bitirdim, sonuç olarak manga namına hiçbir şey yapamadım ve haftaya daha rahat olacağım, bu demek oluyor ki akşamları kafam kazan olmayacak ve manga çeviri/editine kafa ayırabileceğim. (malum bu iş zaman kadar, içinde başka şeyler dönmeyen kafa da istiyor) Ayrıca haftaya annem yanıma geliyor, yani akşamları yemek hazırlama derdi olmayacak nihehehe. (feminizm ananızın yemeğini tadana kadar efendim)

Velhasıl, ben de dedim bu birikmişleri bir toparlayayım da bu challenge'a adım atayım. Haber vermeden başlayacağım için üzgünüm, eğer beraber yapmak isteyen arkadaşlar varsa bir sonraki haftalarda yarış yapalım. Çünkü ben bu hafta başlamazsam hiç başlayamam.

Efendim, tek tek size şunu şunu yapacağım diye sıralamak yerine, neredeyse 1 aydır çeşitli işlerim için kullandığım Trello'dan bir sayfa hazırladım. 

Çok ama çok faydalı bir site olduğu için biraz da bu bahaneyle ufak bir tanıtımını yapmak istiyorum sizlere.

Buyrun buyrun çekinmeyin.



Önce sağda çıkan gri panelin üstündeki çarpıya tıklayın bir kapatın onu. Haaah.
Şimdi dilediğinizce kurcalayın efendim. Sağa sola çekiştirin, dilediğiniz yere tıklayın. İsteseniz de bir şeyi değiştiremezsiniz korkmayın. Üsttekiler manga isimleri bu arada, bölüm sayıları için tek tek içlerinde ayrı birer kısım oluşturdum.

Bu ekrana "board" (ki istediğiniz sayıda oluşturabiliyorsunuz),
BİTTİ BEE! , COUSIN falan diye olanlara "liste", 
o listelerin içindeki tek tek şeylere de kart deniyor. 

Kartlara her birine ayrı isim verdiğiniz etiketleri ekleyebiliyorsunuz. 

Hani yukarıda her kartın içinde yanyana renkli 3 çizgi var ya, işte onlar. 

Mesela benim etiketlerim şunlar:

etiketler

Aşağıdaki resimde ise Cousin 3 kartındaki etiketlerimi görüyorsunuz. 
Yeşil "kendi başına", sarı "düzenleme" ve mor "çeviri".

Kendi başıma olduğum, çeviri ve düzenlemesini yapmam gereken bir iş olduğundan bu şekilde etiketledim. Dilersem tek etiket üzerinden arama yapıp sırf o işleri listeleyebiliyorum, çok işe yarıyor.

Bu kartların içine dilersem resim, 10 mb'a kadar herhangi bir dosya, veya checklist ekleyip tikleyebiliyorum falan. Bu listelere başka kullanıcılar da eklenip beraber kullanılabiliyor. 



Aslında manga gruplarının epey işine yarayabilecek bir sistem. Çeviriyi bitiren buraya atabilecek, anında hem editörü hem admini görecek, altında yorumlar yazılarak iletişim kurulabilecek. İşin aslı, ben de bu siteyi tesadüfen yabancı bir manga grubunda görmüştüm.

Öyle işte arkadaşlar, karıştırınca anlaşılıyor. Bilenleri zaten biliyordur. Bunu aslında şirket içi işler için interaktif kullananlar var, böyle basit işler için değil. Şurada ayrıntılı ve güzel bir anlatım var: http://www.vidobu.com/egitim/trello-ile-proje-yonetimi/5142/trello-nedir-ve-nasil-isler

Şimdi efendim, benim niyetim bu hafta bu listelerde gördüğünüz işleri bitirmek. Orada bayağı bir iş var aslında, bitirirsem süper olur ama yapabildiğim kadar kendimi zorlamak istiyorum. 

Zorlarken de işin içine sizleri de katmak istiyorum. 

Hani maksat rezil olmamak için herkese şeffaf olmak ya, maksat aksiyon olsun. 

Şimdi ben bu kartlardaki işlerin her birini yaptığımda, bitirdiğim işin kartını ilk resimde yer alan en soldaki BİTTİ BEE! listesine atacağım. Yani sürekli değişecek gördükleriniz. 

Girip yorum da yapılabilir aslında, valla çok mutlu olurum. Bunun için de üye olmanız yeterli.

Şuradan üye olabilirsiniz. (Bu arada bu tamamen bedava bir sistem.) 

(Ve kendi listelerinizi oluşturduğunuzda aslında dışa kapalı oluyor, ben bilerek açtım. Yani burada linkinizi bilen biri listelerinizi göremez. Benim bu hesapta başka 4 "board"ım daha var mesela ama dışarı kapalı olduğundan görünmüyor.)

Üye olduğunuz vakit hem kendi listelerinizi oluşturabilir, hem de benim sayfamda bu kartları açıp altlarına yorumlar yapabilirsiniz, gelen bildirimlerle anında göreceğim. 

Ne yorum yapacağım derseniz, ne bileyim "yaa şu mosspacayı öne al, ciğerimiz soldu bekleye bekleye" veya "on saattir bişi bitirmedin uyuyonmu aloo" veya "ganbatte forever" gibi her şeye açığım. 

En sonunda da haftaya pazar günü yeni bir blog yazısı hazırlayacağım, hep beraber dananın kuyruğunun kopup kopmadığını göreceğiz.

Bu arada bunu mim gibi düşünebilirim gibi geldi. Madem öyle bütün manga işiyle uğraşan arkadaşları mimliyorum buradan.

Bana şans dileyin!


25 ocak eklemesi: bu haftanın iki güzel çelıncı daha var! (ayağımı sürttüm de)
Onlara da bakmayı unutmayın! :)

Mugi'nin kitap okuma challenge'ı için tık!

Roromiya'nın manga challenge'ı için tık!
8 Temmuz 2015 Çarşamba
yeeesss :33333

Selamlar. Hisashi buri neeğğ~~

Tanımdan başlıyorum, sonra mevzulara geleceğim.

Gokusen: Japon çetesi Yakuza'nın başka bir deyişi olan Gokudo ve öğretmen manasına gelen Sensei kelimelerinin birleşimi. Çete üyesi (ganster) öğretmen anlamına geliyor.

Gokudo Sensei -> Gokusen

Japonların kelimelerin sağından solundan alıp yaptığı kısaltmalara çoğumuz alışkınız zaten. Yahari ore no seishun love comedy wa machigatteiru ha ne hönk amin (2 kere düşündüm yazdım umarım doğrudur) isimli seriye Oregairu denmesi gibi. Gerçi bu manganın tek ismi Gokusen, kısaltma baştan yapılmış. Ancak seri içinde böyle bir adlandırmayla karşılaşmayacağınız için baştan merakınızı gidermek istedim.

Mangaya gelecek olursak; Morimoto Kozueko isimli senseimizin başyapıtlarından olan bu seri için yapabileceğim en genel tanım, Onizuka'nın kadınlısı. Ama onun gibi belaltı esprili değil ve haliyle daha kadınsı, Josei bir manga. Bana kalırsa komedisi de Onizuka'yı katlar, tabii espri anlayışınıza bağlı. Serinin filmleri, dizileri ve animesi yapıldı, kendi çapında oldukça meşhur. Ona göre süt, bana göre efsane.

Konusu şöyle; Yakuza torunu Yamagushi Kumiko, üniversiteden yeni mezun bir öğretmendir. Bir erkek lisesinde matematik öğretecektir. Ancak kendisine rehberliği verilen sınıf, serserileriyle meşhur 2-D sınıfıdır. Sayısız öğretmeni canından bezdiren bu haylazlar, Yakuza torunu çiçeği burnunda öğretmenle acep ne yapacaklardır?

Şimdi bu tanımı okuyup, sürekli öğrencilerine nasihat veren bir öğretmen bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Hihihi. Serinin etiketlerinden biri Josei, diğeri Romantizm. Bu iki etiketten birini seviyorsanız muhakkak takip edin derim. Sürprizlerle dolu ve son derece akıcı bir konu sizi bekliyor. Hihihi. Yine de en ağır kısmının komedi olduğunu belirtmem gerek. 


Takip edenlerinizin malumu, serinin yayını Mavi Manga'ya ait. 
Mayıs ayının başında, Batoto'da Türkçe'sinin ilk bölümünü yayınladıklarında içim şöööyle bir cız etmişti. 

Çeviri takımlarındaki arkadaşların beni çok iyi anlayacağını düşünüyorum. :D Çok sevdiğiniz bir seri henüz çevrilmemişse, sizin elinizden çıksın istiyorsunuz. İçten içten de dua ediyorsunuz "nolur kimse kapmasın nolur nolur nolur" diye. E herkes sizin gönlünüzün keyfini beklemiyor tabii. 

Bir de tüm sevdiğim seriler bana kalmış olsa, insanları bekletmekten kanser edeceğim için böyle olduğu daha iyi oluyor. Varsın içim cız etsin.

Ne diyordum, Batoto'da Mavi Manga'nın Gokusen yayınını gördüm. Cızzz... Neyse ya güzel yapmışlardır bakıyım dedim. 

Başladım okumaya. Okudukça, okumaya devam ettikçe ilk defa başıma gelen bir şey oldu. "Yahu ben bunu rüyamda falan mı çevirdim haberim yok, Allah Allah" hislerine gark oldum. Ama baktım, çeviren "Ebonit" diye bir şey yazıyor. "Ebonit çubuğu diye bişey vardı okulda kehkehkeh, nike bak" dedim içinden. (Bunu diyenin "oyalanan" diye abuk isimli blog açmış olması güzel bir çelişki evet) 

Neyse okuyorum, garip bir biçimde beğendim. Beğendim ama dediğim gibi garip. Sanki kendim çevirmişim gibi kendimden tereddüt edecek kadar tarz benzerliği vardı okuduklarımda. Beğendiğim bir çok Türkçe çeviren insan var buralarda, ancak insanın kendininkine benzer tarzda okuması garip bir şeymiş. 

Şimdi diyeceksiniz "Ya allasen Türkçe Türkçe'dir, ne kadar farklı olabilir ki?", haklı görünüyor ama değil. Hatasıyla, kullandığı kelimesiyle, yeri geldi mi gerekli gereksiz espri katmasıyla herkesin nasıl bir konuşma tarzı varsa çeviri de öyle oluyor sanırım. Şu da olabilir, Ebonit de Gokusen'i benim gördüğüm gibi gördüğü için, karakterleri seslendirmede öyle bir tarz kullandı. Anlatamadım biliyorum idare edin.

Özetle, Mavinin Gokusen'i çok hoşuma gitti.  

Dumurumu bir kenara koyduktan sonra, Mavi Manga'nın Batoto sayfasına mesaj bırakmıştım. Çok sevdiğim bi seri olduğunu, kıskandığımı (içim dışım birdir) ve işlerini çok beğendiğimi belirttim ve başarılar diledim.

Bundan bir kaç gün sonra, içimden nikiyle alay ettiğim Ebonit kişisinin mailini aldım. Meğer kendisi benim buraları okuyan, yorum yapan arkadaşlardan biriymiş. Batoto'da yorumumu da görünce "ahan da kader" demiş. Sınavlarından ötürü çevirileri yavaşlayacağından bir süreliğine yerine kendisinin de efsane olarak tanımladığı Gokusen'i çevirip çeviremeyeceğimi sormuş. Hönk.

Allah'tan başka bir şey isteseydim olacak mıydı bilmem. Ama ilginç bir tesadüf olduğu kesin. Şu ifadeyi de takınmadım desem yalan olur:

Gokusen benim olacak keheheheheh


Gecenin köründe bayağı bi uzun mail trafiği yaşadıktan sonra "Ha bu arada ben erkeğim sorun olmaz dimi?" yazısında sesli kahkaha atıp apartmanı ayağa dikeyazdığımı da, kişisel not olarak buraya düşmek istiyorum. :D 

Neyse efendim. Sonracığıma Gokusen'i okuyanınız varsa, 6. Bölümden beri benim elimden okuyorsunuz. ^^ 

Göze sokmasam olmaz:



Okumadıysanız da şiddetle tavsiye ediyorum. Malumunuz komedi ağırlıklı Josei her zaman karşımıza çıkmıyor, çıksa da Türkçe olmuyor maalesef. 


Bu da Mavi Manga'nın sitesindeki Gokusen linki: https://mavimanga.wordpress.com/2015/05/01/gokusen/

Zaten topu topu 4 bölüm yapmışım bu kadar neyin geyiğini yapıyorsam, çok daha fazla gibi gelmişti nedense. Bugün 2 bölüm daha çevirip Mavi'nin kurucularından serinin editörü sevgili Psykhe'ye atmam lazım, umarım geciktirmem.

Yalnız bir durum daha var, asıl çevirgenimiz Ebonit-kun firarda, kendisine Psykhe de ben de ulaşamıyoruz şu sıra. Normalde 2 bölüm ben, 2 bölüm o yapacaktık ama o ortada olmayınca yabancıya gitmesin diye ben yapacağımı söyledim. Burayı okursa kendisine sesleniyorum, Gokusen komple benim olacak binicem üstüne vurucam kırbacı. :D 

"Çok mu tatlı" diyen ebonit :p şaka şaka :D


Evet. Pis geyiğimi burada sonlandıracağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz okuyucular. 

Diğer manga çevirilerime de devam ettiğim bir çoğunuzun malumu. Arada sitem edenler oluyor "Neden blogda güncel vermiyorsun?" diye. Ufak bir açıklama yapmak istedim.

Bu gördüğünüz blogun açılış amacı, iş güç dışında hobi olarak yaptığım ettiğim, düşündüğüm, kısaca oyalandığım şeylerin güncesini tutmak. Mesela şimdi okuduğunuz Gokusen'in çevirisini devralma olayım gibi. Zaten böyle işkenceli uzun  güncel olmaz arkadaşlar, olmaz olsun yani. Varsın yapmayayım.

Özetle, burada çevirdiğim ve sevdiğim mangalar hakkında yazacağım ancak her çeviride güncel vermek gibi bir niyetim yok. Biline. Bu konuda fikir değiştirirsem belirteceğim.

Takip sizin için önemliyse, bunun için en iyi yöntem Manga-tr.com olacaktır. Çünkü bazı serileri Batoto'ya yüklemeye izin verilmiyor. Manga-tr'de seri takibi yapma özelliği de var.


Bir de, yakın zamanda Facebook hesabı açtım, belki anasayfanın sağındaki kutucuğu göreniniz olmuştur. 

Orada her güncelde herkese açık olacak şekilde haber veriyorum. Örnek: 


Dilerseniz muhabbet etmek, arada "tamen nerdeğğ" diye sıkıştırmak, "yuh abv burda mı bırakılır bi bölüm daha yap" gibi tatlı serzenişlerde bulunmak, "inuyashikinin indirme linki yohmu" diye sormak ve pis geyiğime biraz daha maruz kalmak için ekleyebilirsiniz veya takip edebilirsiniz. Her ekleyeni kabul ediyorum, sorulara cevap veriyorum, indirme linki atıyorum.

Güncel takibi için Oyalanan Manga Facebook 

Blog anasayfasının sağında alttaki kutucukta manga süreci vermeye kalktım ama beceremedim, saçma oldu. Silebilirim.

Manga çevirilerindeki son durumu bir dahaki postta topluca açıklamayı düşünüyorum. Yeni başladığım Yungsu's Spring'ten bahsetmezsem ölürüm çünkü :D

Görüşmek üzere. :)
26 Nisan 2015 Pazar
höööyttt ccc inu dede ccc


İlk bölümün ertesi günü hazırlayacağım dediğim ikinci bölüm hazır. Kusura bakmayın, dört günlük tatilin rehavetine kapıldım. Utanmadan anime izledim manga okudum falan. Buyrun bölüm burada.

İndirip okumak için tık.

Çevirmene "ibretlik çeviri kardeş" demek için tık.

Önceki yazıda mangayı tanıtacağım diye uğraştığımdan, bu işe nasıl kalkıştığımızı anlatamamıştım. Kendime de kişisel tarihimde not olması açısından anlatmak istiyorum.

Serinin çevirmeni Oramakomaburamako, yaklaşık 2 hafta önce Manga-tr.com'da bir duyuru açmıştı. Burada sevdiği serilerin çevirileri yaptığını, dileyenin çevirmenine ithaf vermek karşılığında bu çevirileri düzenleyerek yayınlayabileceğini belirtti. İlk çevirmeye başladığı seri ise malumunuz İnuyashiki idi.

Bu seriyi ben de uzun zamandır Batoto'da beğenerek okuyordum hatta çevirmeyi düşünüyordum. Ancak tarz olarak yapabilir miyim emin olamamıştım, oldukça ağır yerleri vardı. Elimdeki tek şeritlik webtoonları bile kağnı hızıyla verirken bunu yapamazdım. Bir de çevirmeye kalksam dikkat çekecek bir seri olacaktı ve insanları bekletmekten kanser edecektim. Bir korkum da çeviri kalitesini pek önemsemeyen bir grubunun bu seriyi alıp mahvetmesiydi. O yüzden bir türlü kalkışmamıştım, her zamanki gibi başka grup almasın diye içten içe dua ediyordum. (Story of Someone We Know ve Ore Monogatari için de hala dua ediyorum T__T) Ben kafamda bin dereden su getirirken gün oldu 12 Nisan 2015 :)

Tesadüfen o gün Orama'nın duyurusunu görünce içim bir op etti, atladım sitesine hemen çevirilerini okudum. Daha iyisi olamazdı! Aynı gün içinde verdim teklifimi, çünkü okuyanları biliyor bu seri kapanın elinde kalacağı bir manga. Orama da çevirilerini kullanmamı kabul etti sağ olsun. Ben hala kağnı hızındayım da, umarım en kısa zamanda kendisine de yetişeceğim. 

Şunu da belirteyim, okuduğunuz her bölüm size sunulmadan önce kendisinin de onayından geçiyor. İlgisini eksik etmediği ve sorularımı cevapladığı için kendisine minnettarım. Herhangi bir arkaplanı olmadan başlattığımız bu ortaklıkla seriye yakışır güzel bir çalışma ortaya koyacağımızı umuyorum.

Kendisi şu postunda sonraki başlayacağı serilerden de bahsetmiş. Okuyucularının ve bilhassa çeviri gruplarının göz atmasını tavsiye ediyorum. Böyle kaliteli çevirmen kolay kolay bulamazsınız, kaçırmayın. :)

Görüşmek üzere.

ps: okumadıysanız şimdiden resimdeki trolleme için kusura bakmayın :P


22 Nisan 2015 Çarşamba


Ne o, yakışıklı çocuğu görünce hemen atladın bakıyorum? Hmm?
Hayallerinizi yıkacağım ama manganın asıl kahramanı bu yağuşuklu değil.



Bu dede. Ta kendisi. 

Bu amcamız ciğerimi yaktı, öyle böyle değil. Hali içler acısı.
"Ay Japonlar çok saygılı millet" diye bikbikleyenin suratına suratına fırlatılası bir seri.

Yeni mangamızın konusu şöyle:
Bu dedemiz, İnuyashiki, evli ve iki oç babasıdır. (Niye küfrettiğimi okuyunca anlarsınız.) Bu karısı olacak yağ tulumu ve iki oç'u, senelerce sırf onlar için çalışmaktan totoma dönmüş, ne yapıp edip para biriktirip ailesi için müstakil ev alan evliya gibi babalarını beğenmemekte, hor görmektedirler. İnuyashiki de Türk değil ki anam, "böyle çoluk çocuk avrat mı olur hağuna" diyip ekleştiriversin iki tane. Caponcuk bu. 

Velhasıl, bu adamcağızımız hiç bir şeyden şikayet etmez, ağrıyan sırtım bükülen belim demeyip hala çalışmaya devam etmektedir. Adam 58 yaşındadır ama 88 gösterir. Doktora gittiğinde mide kanseri olduğunu, 3 aylık ömrü kaldığını öğrenir. O vakit oturup düşündüğünde, şu dünyada baki kalan bir hoş sedası bile olmadığını anlar. Ardından üzülecek bir köpeği vardır. Kuş uçmaz kervan geçmez bayır bir yerde itine sarılıp ağlarken tepesine uzaylılar iner ve.... 

Noluyoruz ya? 

Küçük Emrah filmi anlatırken Hollywood'a sıçrayış yapıverdik. Vallahi öyle oldu.

Meşhur Seinen serisi Gantz'ın mangakası Oku Hiroya'nın aksiyon, dram, bilim kurgu türündeki yeni serisi İnuyashiki ile tanıştınız. Umarız memnun olursunuz. 

Oku Hiroya'dan her şeyin ama her şeyin beklenebileceğini sadık okuyucuları iyi biliyorlar. Çizimlerinin gerçekçiliği ayrı, konunun sahiliği ayrı vuruyor. O sahicilik içine kattığı doğaüstü öğeler ve olay örgüsü ise sıradan insanın hayal gücünün çok ama çok ötesinde.

Kaliteli çevirisi ve yetenekli diliyle sevgili bağımsız çevirmenim Oramakomaburamako çevirdi, ben de Mataramasuko düzenledim. 


Düzenlerken ettiğim küfrün hadde hesabı olmadı yalnız.
Mangayı okurken o kadar içselleştirmemiştim ancak editlerken her balondaki konuşmayı tek tek alıp yapıştırıyorsunuz ya hani, ben de o sırada her birine tek tek cevap verdim. 

-----Dikkat ağız bozuluyor, bozuluyor... aha bozuldu.-----

- Çık kiçikmiş...Piç! 
- Beğenemedin mi tüylü bamyeaaa!
- Kimsin lan sen ergen bozuntusu!
- Bak bak bak laflara bak laflara.
- Piç kurusu.
- O lepiskalarını elime dolayıp o kolilerin içine gömsem beeee.
- Piçin evladı! (pardon dede kusura bakma)
- Ay bu da kadın olcak adamcağızı koydu gitti insan utanır be!
- Baban kazansın sen ele yedir afferim beyinsiz piç.
- Önce donunu kendin yıka öyle konuş lepiska!
- Ay bu kesin komşu oğluna kancayı atacak görüyor musun, babasını rezil edecek bir de.
- Oğlunu dövmeyen dizini döver yaaa gördün mü İnüş dedee??
- %&/()=?+^&/(^

(Acaba konunun başına +18 mi yazsaydım. Nys...)

Okuyucularım, ben normalde böyle biri değilim. Şiddete meyyalim vallahi dertten! 
Okuyun derdime derddaş olun! 

Daha hikayenin başındayız ama, hatırlatayım. Çok değişik mevzular bizi bekliyor.


Bu yazıyı yazmadan az önce bölümü manga-tr'ye yükledim ve sevgili mangatr müdavimlerinin onayına sundum. Serinin etkileyicinin anlaşılması açısından örnek teşkil etmesi için, chatbox'ta bölümü henüz okuyan arkadaşın tepkisini paylaşmak istiyorum. Kendisi yetkili görünümlü yetkisiz bir abi olup, sitenin helpdeskidir.

o forever ben oluyorum. :p

Bu da devamında şımaran ben: 

- istedi işte?!
(olsun ben yalvarmalarını istiyordum nihahah)


Yani, bir okuyan bir okumayan pişman sayın seyirciler :p

Uzun lafın kısası, online okuma linkleri:   Manga-tr tık.      Batoto tık.  
İndirmek için de buraya tık.

Çevirmene "tişikkirlir tirkinimi" demek içinse şuraya tık.

Görüşmek üzere! :)



2 Nisan 2015 Perşembe
İtiraf:
Ben bu resmi Hesperion'un blogunda görüp orijinal çizim sanmıştım. 
Ondan başlamıştım mangaya aslında. Meğer fanartmış. Nys...


Bu yazıyı o kadar uzun zamandır yazmak istiyorum ki, yazmak istediklerim birikti, umarım toparlayabilirim. Batoto insanları neden bahsedeceğimi gayet iyi biliyorlar.

Batoto ana sayfası bundan yaklaşık 7-8 ay önce, yanıbaşında mini mini Türk bayraklarını tutmuş gelen bin atlı akınlarda çocuk gibi şen Hesperion çevirileri ile tanıştı. 


Bu grubun çevirdiği tek manga vardı; Hiroyuki Nishimori'nin 1988'den 1998'e kadar çizdiği kült eseri Kyou Kara Ore Wa!!, Türkçesiyle "Bugünden İtibaren Ben!!". (Seri başladığında çoğunuz portakalda vitamin, toprakta potasyumdunuz, düşünün.)


Manga 366 bölümden oluşuyordu, normal gruplar gibi her hafta birer bölüm vermek olacak iş değildi. Grup kurucusu ve çevirmeni Canavar Vasfi, üniversitede 3. sınıfı bitirmişti ve yaz tatilini bu çok sevdiği manganın çevirisine adamaya kararlıydı. Program bilen bilmeyen gönüllü arkadaşlarını toplayıp bu işe girişti.


Tarihler 30 Temmuz 2014'ü gösteriyordu. Türk bayrağının tek tük göründüğü Batoto bir anda şimdiye kadar hiç görünmeyen 4 sıra tek grup tek manga ile adeta bir ağacın fırtınada kalışı gibi sarsıldı! (Kaptırdım gidiyorum... bi durıyım dimi... ehm.)


Devamında yaz boyunca çeşitli zamanlarda 4'er 5'er gelen bu mangalar, daha önce Kyou Kara Ore Wa mangasından habersiz Türkçe bilen ben dahil birçok Batoto sakininin oldukça merakını cezbetti. Şimdi bu muhabbet çok bayık biliyorum da, pek Türkçe manga okumakla alakam olmadığından kolay kolay da Türk gruplarının işine bakmazdım. Laf olsun diye merak edip baktıklarımın maalesef bir çoğunda, bunu çeviren kişilerle aynı dili konuşup konuşmadığımı sorgulardım içimde.


Ancak Hesperion ve çevirileri gerçekten farklıydı, hakeza manganın kendisi de öyle! İlk okuduğumda aklımdan geçen "İkinci bir Beelzebub-Steve olayıyla karşı karşıyayız sayın seyirciler!" oldu. Hala buralarda mı bilmem, Steve isimli şahsına münhasır çevirmenin zamanında (2011 civarı olsa gerek) Beelzebub ile olan ününün hatrı sayılırdı. Malum Beelzebub da Kyou Kara Ore Wa gibi serseriler diyarında geçen ve çevirmenini Türkçe'ye adaptasyonunda zorlayacak argo ifadelere sahipti. Steve'in çevirilerini okurken ise İshiyama Lisesi bize adeta bir Çeliktepe Cengizhan Lisesi gibi geliyor, onlarla anırıp onlarla dövüşüyorduk. İsmini vermeye tırstığım bazı komikli gruplar gibi mangayı belaltı küfürlere boğup, konuşma balonuna sığmıyor diye konuşmayı yarım çevirip bırakmıyordu, her şeyiyle çok iyiydi. Tanımıyorduk ama Steve hepimizin "reyis"iydi.


"Steve reyis"i de andıktan sonra konuya döneyim. Çünkü kendisinin bende sebep olduğu duygulara bloglar yetmez. En güzeli ise "Aman yareppi, istenince mangalar Türkçe'ye adam gibi çevrilebiliyormuş demek, yaşasın ühühühü." Dediğim gibi bu 2011 falandı ve ben çok az grup biliyordum. Bugün kendim de benzer işlere kalkıştıysam, sebeplerden biri Steve'dir, çünkü ilk feyz aldığım adam kendisidir. Çevirdiklerimizle yanına yaklaşırız umarım bir gün.


Biraz Kyou Kara Ore Wa'nın konusundan bahsetmek gerekirse, ilk önce sizden tanıdığınız başroldeki aptal shounen karakterlerini unutmanızı isteyeceğim. Çünkü burada ana karakter bilindik shounen karakterleri gibi güçlü ama EQ'su düşük bir embesil değil, tam bir çakal. Çakal ve it. Serseri kelimesi bu adam için çok hafif kaçıyor o yüzden it diyorum. İşin tuhafı, özünde bir o kadar da iyi.

Öykü ise 90lı yıllarda geçiyor, 80li yıllarda tüm dünyaya yayılan Bruce Lee etkisinin özümsendiği vakitler. Gençler hep bir yakuza olmak, herkese racon kesmek, herkese kendini ispatlamak derdinde. 

Karakterleri ile birbirine zıt iki genç adam, Mitsuhashi ve İtou, aynı liseye başlayacaklardır. Fakat ikisi de ortaokuldaki sade imajlarından kurtulup liseye muhteşem bir giriş yapmak istemektedirler. İkisi de aynı kuaföre gidip kafalarını abuk subuk modellere sokup ayrılırlar ve ertesi gün okulun ilk gününde çok hoş biçimde tanışırlar. Daha sonra ayrılmaz birer ikili hale geleceklerdir. Ancak bu ikililik birbirine destek çıkmak manasında bir dostluk değil, genel olarak Mitsuhashi'nin birilerine itlik yapması ve İtou'nun Mitsuhashi'nin itliklerine tahammül etmesi ile anlamlanan bir birliktelik. (Saçma mı geldi? Okuyun anlayın.)

Seride yok yok. Kan, ter, gözyaşı, aşk, nefret, aşk üçgeni, beşgeni, deliyürek, delibörek, racon kes, kabak kes, mafya, erkekliğin onda dokuzu kaçmak, ha bir de okul hayatı... Ancak serinin en kuvvetli yanı komedisi. Ağlayana kadar güleceğinizin teminatını veriyorum. Bir örnek:


Şimdi anlatınca öyle şey olmadı ama aslında valla çok komik bi sahne :((
Btw, Rikocuyuz ezelden ccc riko ccc


Ayrıca karakter çeşitliliği bakımından da One Piece ile rahat yarışabileceğini söyleyebilirim. Her bölümde farklı bir tip ortaya çıkıyor ve nasıl beceriyorsa Mitsuhashi her seferinde bu tiplerle papaz olmayı beceriyor. Hesperion ise bunu çok başarılı biçimde Türkçe'ye aksettiriyor. En son 158. bölümün günceli verildi. Sanıyorum yaza kalmadan tamamlanacak. Devamında güzel projelerle devam etmelerini umuyoruz.

Efendim, sözün özü okuyun okutturun. Buyrun güncel haberleri ve indirme linklerinin bulunduğu bloglarının linki, Batoto linki, buyrun Manga-tr linki.

Öhm. Ayrıca naçizane belirtmek isterim ki, bir süredir bu güzel projeyi yapan gruba silicilik yaparak ufak da olsa yardımım dokunmakta. Onlar da sağ olsunlar şurada ve creditlerinde bana kalpleri kadar temiz bir sayfa açtılar. Son iki aydır yatışta olup işleri sermiş olsam da yavaş yavaş toparlanıyorum inşallah, halledeceğiz. Siteye girmişken müziğin sesini de açın, güzel şarkılar var o tepedeki şeyste.

Nice böyle güzel manga-başarılı grup kombinasyonlarında daha görüşmek üzere, esen kalın.

Ps: Tamen De Gushi güncelleri şurada ve malum sitelerde devam ediyor. Her gün bir bölüm vermeye çalışıyorum. Meraklılarına duyrulur. ^^

30 Mart 2015 Pazartesi





Ben Ore Monogatari'yi çeviriyordum ya.

Perşembe akşamı Manga-tr chatbox'unda muhabbet ederken biri Çinli bir abinin çizdiği komedi webtoonu 19 Days'i önerdi, sonra aynı çizerin manhuası (Çin mangası işte) Mosspaca'yı. Oturdum okudum, ikisi de süperdi.

Mosspaca'yı çizen iki kişi vardı, diğer Çinli kimmiş bakayım dedim. Tamen De Gushi'yi buldum.

Ve devamında, Cuma günü boyunca içseslerim karşılıklı muhabbete doymadı:

- Bu var ya, kolay çevrilir. 
- Bakayım, Türkçe çeviren de yok. İyiymiş.
- Hmm. 19 Days kadar belaltı da değil. İyi ya.
- Oremon çeviriyodum yarım kaldı ama.
- Vicdansızlar OreMon'a 105 sayfa chapter yapmış, ben bıkmayayım da kimler bıksın yahu.
- Hem bu webtoonlarda clone stamp şeysi de olmuyo, boyayıveriyosun geçiyo.
- E yani.
- Baksam mı bi.
- E fotoşopta da açtım baktım fena değil. (Nasıl fena olabilirse...)
- İyi ya temizleyiverdim hemen.
- Çay molasına çıkmıyım, iki dakkada çevirisini yapıyım.
- Hmm sayfaları silerken üstüne çevirileri de yapıştırıveriyim ya. 
- Clone yok nasılsa. I hate clone. Hırr
- Oluyo sanki.
- 13 sayfa bişi be, diğerleri art zaten.
- Hmm ehehe şuraya şöyle diyim komik oldu ehehehe
- Ne gülüyon la kendi kendine. 
- Evde de yalnızım zaten tövbest tövbest

Gözümü açtığımda böylece yarım günde Tamen De Gushi'nin ilk bölümü bitmişti canlar. Gece vakti Batoto'ya yükliyiverdim, Manga-tr zaten açıktı oraya da atıverdim. Chatte "modlar onaylasanızaaööö" yaptım, ordan geçen CloudT sağolsun bastı onayı.

Eee. Ore Monogatari çevirirken başka şey çevirerek oyalanmış oldum, aferin bana. Oyalanmanın yeni yeni çeşitlerini geliştiriyorum her gün.

Dün akşam da aynı şey oldu.

- Ya sonraki bölüm tek strip zaten.
- Belki bekleyen vardır yazık yaa. (Bak bak nasıl başkasına yıkıyorum.)
- Ya ben şey. Yapıyım beh.

Dedim ve bir sonrakini de dün akşam yaptım. Aferin bana. OReMon kenarda ezik büzük bakıyor bana hala.

...

Bu kadar geyik yaptım, kendisinden bahsedeyim.

Bu Tamen De Gushi, komedi ağırlıklı Shoujo Ai türünde, Çinli dostumuz Tan Jiu'nun yazıp çizdiği bir webtoon. Hikayemizin Türkçe adı "Kızlar Masalı" oldu. Evet, Shoujo Ai dememden anlayacağınız üzere iki genç kızın aşkı hakkında bir hikaye.

Karakterler San Jing ve Qiu Tong yanyana liselerde okuyan iki genç kız. Okul çıkışı durakta beklerken rastlaşıyorlar genelde. San Jing iri yapılı ve hareketleri bir kıza göre kaba olan ancak okulunda feci popüler bir kız, market girişinde karşılaştığı Qiu Tong'a fena tutuluyor. Öyle ki yanına gidip tek kelime edemiyor, deyim yerindeyse kal geliyor. Qi Fang isimli third wheel yani üçüncü teker abimiz de epey sempatik.

Anlatım konusunda iyi değilim, sıkıcı anlattım gibi geldi.
Siz okuyun siz karar verin. :)

Batoto'dan online okumak için aşağıdan tıkınız. 
İlk Bölüm (1-13)    İkinci Bölüm (14)


Manga-tr'den online okumak için de şu aşağıdan tıkınız. (Yerli malını destekleyelim buradan okuyalım. Hatta arada chatbox'a da gelin muhabbet ederiz.)

İlk Bölüm (1-13)    İkinci Bölüm (14)


Çevirisini referans olarak kullandığım Yaoi-Blcd grubu, çizerin weibo isimli twitter benzeri blog sitesinde her ayrı ayrı yayınladığı resmi tek bölüm olarak kabul etmiş ve o yüzden bu ilk hikayeyi 1-13 bölüm olarak yayınlamıştı. Ben de aynı şekilde devam ettirdim. Bu ilk bölüm (1-13) olayı burdan geliyor

Shoujo Ai tarzına mesafeliyseniz dahi sırf komedisi için bu seriyi şidddetle tavsiye ediyorum, ki benim başlama sebebim de buydu. Umarım birileri Old Xian'ın 9gaglere bile konu olmuş 19 Days isimli şaheserini de Türkçe'ye kazandırır. (Heterophobia'ya istek yollayan okuyucular olduğunu haber aldım.) Belki devamında da bu iki çizerin ortak çalışması olan ve kendi hayatlarını yine komedi ağırlıklı anlattıkları Mosspaca'yı ortak bir proje yaparız. Bu Çinli abiler çok komikmiş yahu. Bilmem kaç bin yıl önce niye savaşmışız ki biz bu adamlarla? :P

( Edit: Bu yazıyı yazdıktan sonra Hp'nin sitesine bir baktım, meğer çevirmişler bile! Hem de 94 bölümü birden. Tık. )


Bunların dışında, seriyi okumak için indirmek isteyen olur mu bilmiyorum, yine de link koyacağım. 

Yalnız bu webtoon sayfaları ince uzun olduğu için normal resim görüntüleyicileriyle okuması zor oluyor. Size tavsiyem, gerek webtoon gerek diğer tüm mangalarınız için Cdisplayex isimli programı kullanmanız. İndirdiğiniz zip veya rar dosyasını klasöre açmadan direkt programın içine attığınız vakit rahat rahat okuyabiliyorsunuz. Webtoonları da kendiliğinden genişleterek görüntülüyor. Ücretsiz indirmek için şuraya tıkınız.

Tamen De Gushi indirip okumak için linkler: İlk Bölüm (1-13) İkinci Bölüm (14)

Evvelden kullandığım Mediafire'ı hangi gerekçeyle ülkeye engellediler bilmiyorum, engelleyenler inandıkları neyse ondan bulsunlar. Artık depolamak için mega.co.nz kullanacağım. İlk kez kullanıyorum, sorun olursa yazın lütfen.

Görüşmek üzere. 

Oyalanan ne yav?

Bendeniz efendim. Dikkat dağınıklığı göbek adım, oyalanmak hayatımın bir parçası. İşte bu oyalanmalarım neticesinde başlayıp yarım bıraktıklarımın güncesini tutmak istedim.
Hoş geldiniz :)

ps: Yukardaki abla Honey&Clover'dan Hagu olur, çok severim zatını.

(bunu yazarken bile canım sıkıldı gideyim bir çay alayım)

Ne idüğüm burada belli.

Fotoğrafım
Hayat tarzım blögümün adı Çok severim anime mangayı

Feysbuk sayfamız

İzleyiciler

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © her türlü oyalanan - Black Rock Shooter - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan