comedy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2015 Çarşamba
yeeesss :33333

Selamlar. Hisashi buri neeğğ~~

Tanımdan başlıyorum, sonra mevzulara geleceğim.

Gokusen: Japon çetesi Yakuza'nın başka bir deyişi olan Gokudo ve öğretmen manasına gelen Sensei kelimelerinin birleşimi. Çete üyesi (ganster) öğretmen anlamına geliyor.

Gokudo Sensei -> Gokusen

Japonların kelimelerin sağından solundan alıp yaptığı kısaltmalara çoğumuz alışkınız zaten. Yahari ore no seishun love comedy wa machigatteiru ha ne hönk amin (2 kere düşündüm yazdım umarım doğrudur) isimli seriye Oregairu denmesi gibi. Gerçi bu manganın tek ismi Gokusen, kısaltma baştan yapılmış. Ancak seri içinde böyle bir adlandırmayla karşılaşmayacağınız için baştan merakınızı gidermek istedim.

Mangaya gelecek olursak; Morimoto Kozueko isimli senseimizin başyapıtlarından olan bu seri için yapabileceğim en genel tanım, Onizuka'nın kadınlısı. Ama onun gibi belaltı esprili değil ve haliyle daha kadınsı, Josei bir manga. Bana kalırsa komedisi de Onizuka'yı katlar, tabii espri anlayışınıza bağlı. Serinin filmleri, dizileri ve animesi yapıldı, kendi çapında oldukça meşhur. Ona göre süt, bana göre efsane.

Konusu şöyle; Yakuza torunu Yamagushi Kumiko, üniversiteden yeni mezun bir öğretmendir. Bir erkek lisesinde matematik öğretecektir. Ancak kendisine rehberliği verilen sınıf, serserileriyle meşhur 2-D sınıfıdır. Sayısız öğretmeni canından bezdiren bu haylazlar, Yakuza torunu çiçeği burnunda öğretmenle acep ne yapacaklardır?

Şimdi bu tanımı okuyup, sürekli öğrencilerine nasihat veren bir öğretmen bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Hihihi. Serinin etiketlerinden biri Josei, diğeri Romantizm. Bu iki etiketten birini seviyorsanız muhakkak takip edin derim. Sürprizlerle dolu ve son derece akıcı bir konu sizi bekliyor. Hihihi. Yine de en ağır kısmının komedi olduğunu belirtmem gerek. 


Takip edenlerinizin malumu, serinin yayını Mavi Manga'ya ait. 
Mayıs ayının başında, Batoto'da Türkçe'sinin ilk bölümünü yayınladıklarında içim şöööyle bir cız etmişti. 

Çeviri takımlarındaki arkadaşların beni çok iyi anlayacağını düşünüyorum. :D Çok sevdiğiniz bir seri henüz çevrilmemişse, sizin elinizden çıksın istiyorsunuz. İçten içten de dua ediyorsunuz "nolur kimse kapmasın nolur nolur nolur" diye. E herkes sizin gönlünüzün keyfini beklemiyor tabii. 

Bir de tüm sevdiğim seriler bana kalmış olsa, insanları bekletmekten kanser edeceğim için böyle olduğu daha iyi oluyor. Varsın içim cız etsin.

Ne diyordum, Batoto'da Mavi Manga'nın Gokusen yayınını gördüm. Cızzz... Neyse ya güzel yapmışlardır bakıyım dedim. 

Başladım okumaya. Okudukça, okumaya devam ettikçe ilk defa başıma gelen bir şey oldu. "Yahu ben bunu rüyamda falan mı çevirdim haberim yok, Allah Allah" hislerine gark oldum. Ama baktım, çeviren "Ebonit" diye bir şey yazıyor. "Ebonit çubuğu diye bişey vardı okulda kehkehkeh, nike bak" dedim içinden. (Bunu diyenin "oyalanan" diye abuk isimli blog açmış olması güzel bir çelişki evet) 

Neyse okuyorum, garip bir biçimde beğendim. Beğendim ama dediğim gibi garip. Sanki kendim çevirmişim gibi kendimden tereddüt edecek kadar tarz benzerliği vardı okuduklarımda. Beğendiğim bir çok Türkçe çeviren insan var buralarda, ancak insanın kendininkine benzer tarzda okuması garip bir şeymiş. 

Şimdi diyeceksiniz "Ya allasen Türkçe Türkçe'dir, ne kadar farklı olabilir ki?", haklı görünüyor ama değil. Hatasıyla, kullandığı kelimesiyle, yeri geldi mi gerekli gereksiz espri katmasıyla herkesin nasıl bir konuşma tarzı varsa çeviri de öyle oluyor sanırım. Şu da olabilir, Ebonit de Gokusen'i benim gördüğüm gibi gördüğü için, karakterleri seslendirmede öyle bir tarz kullandı. Anlatamadım biliyorum idare edin.

Özetle, Mavinin Gokusen'i çok hoşuma gitti.  

Dumurumu bir kenara koyduktan sonra, Mavi Manga'nın Batoto sayfasına mesaj bırakmıştım. Çok sevdiğim bi seri olduğunu, kıskandığımı (içim dışım birdir) ve işlerini çok beğendiğimi belirttim ve başarılar diledim.

Bundan bir kaç gün sonra, içimden nikiyle alay ettiğim Ebonit kişisinin mailini aldım. Meğer kendisi benim buraları okuyan, yorum yapan arkadaşlardan biriymiş. Batoto'da yorumumu da görünce "ahan da kader" demiş. Sınavlarından ötürü çevirileri yavaşlayacağından bir süreliğine yerine kendisinin de efsane olarak tanımladığı Gokusen'i çevirip çeviremeyeceğimi sormuş. Hönk.

Allah'tan başka bir şey isteseydim olacak mıydı bilmem. Ama ilginç bir tesadüf olduğu kesin. Şu ifadeyi de takınmadım desem yalan olur:

Gokusen benim olacak keheheheheh


Gecenin köründe bayağı bi uzun mail trafiği yaşadıktan sonra "Ha bu arada ben erkeğim sorun olmaz dimi?" yazısında sesli kahkaha atıp apartmanı ayağa dikeyazdığımı da, kişisel not olarak buraya düşmek istiyorum. :D 

Neyse efendim. Sonracığıma Gokusen'i okuyanınız varsa, 6. Bölümden beri benim elimden okuyorsunuz. ^^ 

Göze sokmasam olmaz:



Okumadıysanız da şiddetle tavsiye ediyorum. Malumunuz komedi ağırlıklı Josei her zaman karşımıza çıkmıyor, çıksa da Türkçe olmuyor maalesef. 


Bu da Mavi Manga'nın sitesindeki Gokusen linki: https://mavimanga.wordpress.com/2015/05/01/gokusen/

Zaten topu topu 4 bölüm yapmışım bu kadar neyin geyiğini yapıyorsam, çok daha fazla gibi gelmişti nedense. Bugün 2 bölüm daha çevirip Mavi'nin kurucularından serinin editörü sevgili Psykhe'ye atmam lazım, umarım geciktirmem.

Yalnız bir durum daha var, asıl çevirgenimiz Ebonit-kun firarda, kendisine Psykhe de ben de ulaşamıyoruz şu sıra. Normalde 2 bölüm ben, 2 bölüm o yapacaktık ama o ortada olmayınca yabancıya gitmesin diye ben yapacağımı söyledim. Burayı okursa kendisine sesleniyorum, Gokusen komple benim olacak binicem üstüne vurucam kırbacı. :D 

"Çok mu tatlı" diyen ebonit :p şaka şaka :D


Evet. Pis geyiğimi burada sonlandıracağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz okuyucular. 

Diğer manga çevirilerime de devam ettiğim bir çoğunuzun malumu. Arada sitem edenler oluyor "Neden blogda güncel vermiyorsun?" diye. Ufak bir açıklama yapmak istedim.

Bu gördüğünüz blogun açılış amacı, iş güç dışında hobi olarak yaptığım ettiğim, düşündüğüm, kısaca oyalandığım şeylerin güncesini tutmak. Mesela şimdi okuduğunuz Gokusen'in çevirisini devralma olayım gibi. Zaten böyle işkenceli uzun  güncel olmaz arkadaşlar, olmaz olsun yani. Varsın yapmayayım.

Özetle, burada çevirdiğim ve sevdiğim mangalar hakkında yazacağım ancak her çeviride güncel vermek gibi bir niyetim yok. Biline. Bu konuda fikir değiştirirsem belirteceğim.

Takip sizin için önemliyse, bunun için en iyi yöntem Manga-tr.com olacaktır. Çünkü bazı serileri Batoto'ya yüklemeye izin verilmiyor. Manga-tr'de seri takibi yapma özelliği de var.


Bir de, yakın zamanda Facebook hesabı açtım, belki anasayfanın sağındaki kutucuğu göreniniz olmuştur. 

Orada her güncelde herkese açık olacak şekilde haber veriyorum. Örnek: 


Dilerseniz muhabbet etmek, arada "tamen nerdeğğ" diye sıkıştırmak, "yuh abv burda mı bırakılır bi bölüm daha yap" gibi tatlı serzenişlerde bulunmak, "inuyashikinin indirme linki yohmu" diye sormak ve pis geyiğime biraz daha maruz kalmak için ekleyebilirsiniz veya takip edebilirsiniz. Her ekleyeni kabul ediyorum, sorulara cevap veriyorum, indirme linki atıyorum.

Güncel takibi için Oyalanan Manga Facebook 

Blog anasayfasının sağında alttaki kutucukta manga süreci vermeye kalktım ama beceremedim, saçma oldu. Silebilirim.

Manga çevirilerindeki son durumu bir dahaki postta topluca açıklamayı düşünüyorum. Yeni başladığım Yungsu's Spring'ten bahsetmezsem ölürüm çünkü :D

Görüşmek üzere. :)
7 Haziran 2014 Cumartesi




Komşunun wireless'ından bildiriyorum. Malumunuz, manga çeviricileri olarak emeği geçenlerin tanıtımını en başta yaparız, ben de bu yazımda emeği en çok geçen komşumun varlığını anmak istedim. Sank yu sayın komşum. Sebebim olmasa inan internetini kullanmazdım, sorry. En kısa zamanda helva yapmayı öğrenip size de getircem söz. 


Bir önceki postu okuduysanız Wanoja lafı tanıdık gelmiştir. Endonezyalı Fevzi Zülfikar Abimizin çizip nette yayınladığı, komedi ve okul hayatı ağırlıklı bir çizgi dizi. 


Şimdi olayımız şu: Galih Gunawan diye kara kuru bir gencimiz var. Batıl inanışlar üzerine bir kitap okurken, Wanoja efsanesine rastlıyor ve okumaya başlıyor. "12. ayın 12. günü saat onbuçukta yanmış mumum, tam 35 yıl oldu ihtiyar bir çocuktu güzel ruhum.."


Değil tabi. Mangada burayı çevirirken hep bu şarkı geldi de aklıma, dayanamadım pardon.


Şimdi bu efsaneye göre, 12. ayın 12. gününde saat tam 12'de kişi bir şekilde bilincini yitirirse, ruhu bölünüp bir yarısı başkasına gidiyor ve bir kadına dönüşüyor. Bu kadının ruhu eski kişinin ruhu olduğu için sadece vücut değiştirmiş bir ikinci kişi oluyor. Bu kadına Wanoja deniyor. Anlaşıldı mı? I-ıh? Okuyunca anlarsınız.


Şimdi bu Galih denen gerizekalı bu efsanenin anlatıldığı kitabı, yolda yürürken okuyor. Bu Endonezya denen Uzakdoğu memleketi bizim buralardan pek farklı olmasa gerek, Galih tam bu satırları okuduğu sırada kafasına bir işçinin tuttuğu boruyu yiyor ve bilincini kaybediyor. Bence müstehak. Yolda yürürken kitap okunur mu la. Yersin kafaya böyle boruyu.


İşin ilginç tarafı bu olay tam kitapta anlatıldığı gibi 12. ayın 12. günü saat tam 12'ye denk geliyor ve Galih bayılıp bilincini kaybettiği sırada ruhu bölünüyor ve bu kaybolan yarım ruh, Ratna diye güzel bir kız oluyor. Görünüş kız, ancak akıl fikir tamamen Galih.


Tesadüfe bakın bu kız, tam o sırada Galih'in okuluna nakil oluyor ve sınıfına dahil oluyor. Tam bu noktada olaylar başlıyor. Kadınlığın inceliklerinden bihaber Galih pardon Ratna, genç liseli bir kız olmaya alışabilecek mi? Yaşadığı tuhaflıklarla beraber sınıftakilerle arasında neler geçecek?


Şunu da söyleyeyim, Japon mangalarından, manhwalardan falan oldukça farklı bir çizgi şeys bu. Okuyunca farkedeceksiniz, ben kültürlerinin farkına yordum. Çizer abinin memleketi olan Endonezya, halkının %90'ı Müslüman bir ülke. Hem çizer abinin adının Fevzi Zülfikar olmasından anlamışsınızdır zaten. Endonezyalıların Hicaz bölgesini çokça ziyaret etmelerinden başka pek şey bilmiyorum haklarında. Bir de ülkenin Japonya'nın güneyinde olup, meşhur Sumatra kahvesinin anavatanı olduğunu biliyorum evet. İşin özü ben biraz bizim mizah anlayışımıza yakın buldum bu seriyi. Bu yüzden aralarda Türkçe argo kelimeler kullanmaktan çekinmedim. Japon serilerde pek doğru bulmuyorum Türkçe argo kullanımı kullanılmasını çünkü feci sırıtabiliyor (okuduklarımdan Beelzebub'ı bunun dışında tutuyorum, oraya çok yakışıyordu) , lakin buraya yakıştığı kanaatindeyim.


Şimdi bu kadar övdükten sonra bir mevzu daha var söylemem gereken, Fevzi Abi 9. Bölümde seri gidişatını mahvetmiş tabiri caizse. Sonucunda hayal kırıklığına uğrayacağımız bir seri de olabilir, baştan uyarayım. Yine de gittiği yere kadar çevireceğim.


Beğenmeniz dileğiyle. Okuyanların fikirlerini paylaşmalarını rica ediyorum. :)


Wanoja 1


İndirmek için tıklayın.

Online okumak için tıklayın.

Wanoja 2


İndirmek için tıklayın.

Online okumak için tıklayın.

Wanoja 3


İndirmek için tıklayın.

Online okumak için tıklayın.




Oyalanan ne yav?

Bendeniz efendim. Dikkat dağınıklığı göbek adım, oyalanmak hayatımın bir parçası. İşte bu oyalanmalarım neticesinde başlayıp yarım bıraktıklarımın güncesini tutmak istedim.
Hoş geldiniz :)

ps: Yukardaki abla Honey&Clover'dan Hagu olur, çok severim zatını.

(bunu yazarken bile canım sıkıldı gideyim bir çay alayım)

Ne idüğüm burada belli.

Fotoğrafım
Hayat tarzım blögümün adı Çok severim anime mangayı

Feysbuk sayfamız

İzleyiciler

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © her türlü oyalanan - Black Rock Shooter - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan